PDR İLE İLGİLİ ARADIĞINIZ HERŞEY VE DAHA FAZLASI BURADA
  Etkili Öğretmenlik
 

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİMİZİ ETKİLİ KULLANMAK İÇİN 
BİRKAÇ ÖNEMLİ HATIRLATMA

            Sosyal yapı içerisinde iyi ve kötü öğretmen olarak kullanılan tabirler vardır. Peki bu ayrım neye göre yapılır? Bilgi fazlalığı veya azlığına göre mi? Ayrım yapılırken göz önünde tutulan en büyük etken öğretmen davranışlarıdır. İyi olarak tasvir edilen öğretmenler; anlattıkları ile beden dilleri ve ses tonlarını etkili ve güzel kullananlardır. Bu özelliklere sahip öğretmenlerin dersleri sevilir ve zevkle dinlenir. Bu öğretmenler için sadece öğrencilere bilgi vermek değil, onlarla sağlıklı iletişim kurmakta önemlidir.
            Tabi ki biz öğretmenlerinde birer robot gibi davranması beklenemez, bizlerinde çeşitli problemleri olabilir, ama bunların onlara en alt düzeyde yansıtılması da çok önemlidir.
            Belki öğrenciyle kurulacak iyi ilişkiler de, öğretmenin rahatlamasına yardımcı olabilir.
Nedir Peki Öğretmen-Öğrenci İlişkilerinin İyi Olması İçin Gerekli İpuçları?
Öğrencinin kişiliğini kabul etmeliyiz:
      Belki öğrencinin fazlasıyla hatalı yönleri olabilir ve biz bunlara tahammül etmekte zorlanabiliriz. Ama şu gerçektir ki; insanlar kendilerini kabul edip benimseyenlerin eleştirilerini dinler ve onlara önem verirler. Öğrencilerimize eleştirilerimizi kabul ettirip, olumsuz yönlerini düzeltmemizin tek yolu,öğrencilerimizin olumlu yönlerini ve davranışlarını bulup onları vurgulamaktır.
Onlara seçme hakkı vermeliyiz: 
         Bazı durumlarda kendi yanlışlarını yapmaları önemli. Bu yanlışlar onlar için eğitici olacaktır. Ayrıca ‘’sadece benim doğrum geçerlidir,tek doğru benim söylediğimdir’’ havası vermemeliyiz. O zaman, gerçekten bize ve söylediklerimize ne kadar önem verdiklerini göreceğiz.
Onları asla utandırmamalıyız:     
      Unutmayalım ‘’öğrencinin suçu her ne olursa olsun’’ toplum önünde onu utandırdığımız zaman aramızdaki bütün köprüleri yıkmış oluruz. Bunun sonucunda öğrenci, olaya yol açan kusurları düşünmek yerine bizlerden nefret edecektir.
Onlara; bize ve çevrelerine yardım etmeleri için fırsat vermeliyiz: 
      Kabul edilip benimsenmek insanın temel ihtiyaçlarındandır. Kendisine ihtiyaç duyulmasından hemen herkes haz alır. Öğrencilere, bize ve çevrelerine yardım etme fırsatı verirsek, hem kendilerine olan güvenlerini sağlamış oluruz hem de onları kendimize yaklaştırmış oluruz.
Öğrencilere kesinlikle doğru bilgiler vermeliyiz: 
     Öğrencilerimize her ne konuda olursa olsun ‘’nasıl olsa anlamazlar’’ diyerek yanlış bilgi vermemeliyiz. Bu durum anlaşıldığında onların bize olan güvenlerini tamamen alt-üst edebilir ve iletişimimizi koparabiliriz.
Onları gerçekten dikkatli dinlemeliyiz:
  Öğrencileridikkatle dinleyip, söylediklerini onlara geribildirim yöntemi ile özetleyerek geri sunmalıyız. Bu yolla onları dinlemiş ve anlamış olduğumuzu gösteririz, bu noktadan sonrada bizim söylediklerimizi daha dikkatli ve önemseyerek dinleyeceklerdir. Belki onları dinlemeye vaktimiz olmayabilir; onların sözünü kesip başımızdan savmak yerine, durumu anlatıp başka bir zaman görüşebileceğimizi söyleyebiliriz.
Hepsine eşit davrandığımızı göstermeliyiz:
  öğrencilerin kendilerini en kötü hissettikleri an değersiz olduklarını düşündükleri andır.Bizler,hepsinin gözümüzde insan olarak eşit olduklarını onlara göstermeliyiz. Unutmayalım;dışlanan öğrencinin olumsuz yönleri ve saldırganlık dürtüleri daha fazla ön plana çıkar. At kurtul politikası sadece o an için işe yarayabilir ama daha sonra bu sorun bir şekilde karşımıza çıkacaktır. Lütfen yapabileceğimiz şeyleri atlamayalım, onları kazanmaya çalışalım.
NOT: Yukarıdaki bilgiler sadece öğrenci iletişimi için geçerli değildir. Bu bilgiler sosyal ilişki içinde olduğumuz bütün bireyler içinde geçerlidir.
 
ÖĞRENCİYİ ÇALIŞMAYA NASIL TEŞVİK EDEBİLİRİZ
      Hepimizin bildiği gibi öğrenmek için belirli bir seviyede kaygıya ihtiyaç vardır. Öğretmenler ve velilerin büyük çoğunluğu öğrencilerin motivasyonlarını artırmak için bazı kaygı artırıcı yöntemler izlerler. Örneğin: ‘’böyle gidersen sınavı zor kazanırsın’’yada ‘’bu çalışmayla sınavı nasıl kazanacağınızı zannediyorsunuz’’ şeklindeki sözler. Doğru, bu sözler öğrencinin kaygısını yükseltir. Ama öğrencilerin %99’unda sınav stresi zaten vardır. Bizde bu normal kaygıya ek olarak, yukarıda belirttiğimiz cümleleri onlara yansıtırsak kaygıyı tehlikeli sınırlara çıkarırız. Yani başarıyı olumsuz etkileriz.
     
 
ÖĞRENME;Beyindeki hücreler arasında protein zincirlerinin kurulması ile gerçekleşir. Kaygı normallik sınırını aştıkça beyinde salgılanan bazı salgılar, bu öğrenme zincirinin kurulmasını engeller. Bu nedenle öğrenmede,dikkat toplamada ve algılamada belirgin düşüşler meydana gelir.
      Öğretmen uygulayacağı otorite şeklini kesin olarak belirlemelidir.
Eğer otorite şekli ceza,korkutma ve tehdit ise öğrenciler kendisinden uzaklaşır. Bizler güce dayanan otoriteyi ne kadar artırırsak öğrencilerde o oranda bizi ve dersimizi sevmemeye başlarlar. Zamanla bu ders saati sıkıntı ve eziyet saati haline dönüşür.
      Eğer bizler öğrenciyi yargılamadan, suçlamadan dinliyorsak, onları anlamaya çalışıp gerektiğinde onlara akıl verip, yol gösteriyorsak bilgiye dayanan otorite kullanıyoruz demektir.
      Unutmayalım; bir derse gösterilen ilgi ve dersteki başarı düzeyi, öğretmene olan sevgi ve ilgi ile doğru orantılı olarak gelişme göstermektedir.
ÖĞRENCİLERİN HAFIZASINA YER ETMEK İÇİN BEŞ ANAHTAR STRATEJİ
1.      Güçlü bir başlangıç yapmalıyız:
   En değerli zaman dersin ilk dakikalarıdır. Uzun giriş cümlelerinden kaçınarak derse başlamalıyız. Dersin başında, onlarla göz kontağı kurarak, beden dilimizi kullanarak etkili bir giriş yapmalıyız. Örneğin; bir soru yada espri ile derse başlayabiliriz. Ayrıca neyi ve nasıl anlatacağımızı derse başlamadan önce onlara anlatmalı ve tahtaya not etmeliyiz. Öğrenciler anlatılacakların planını bilirlerse öğrendiklerini daha iyi hatırlarlar.
2.     Düzenli tekrarlar çok faydalıdır:   
      Önem verdiğimiz konularda ölçülü ve düzenli tekrarlar yaparsak anlattıklarımız öğrencilerin hafızasında daha uzun süre saklanabilir.
3.      Sıra dışı vurgulama, benzetme ve şifrelemeler yapabiliriz:
     Eğer vurgulamak istediğimiz yerleri sıra dışı örneklerle, benzetmelerle veya esprilerle birleştirirsek hem öğrencinin dikkati en üst düzeye çıkar hem de hatırlama düzeyleri artar.
Örneğin; herhangi bir derste öğrencilerin bilmesi önemli birkaç madde var, bizler bu maddelerin baş harflerini yada ilk hecelerini alıp anlamlı bir şekilde şifreler ve öğrenciye bu yolla öğretirsek hatırlamaları çok daha kolay olur.
4. Farklı öğrenme sitilleri kullanmalıyız: 
      insanlar doğaları gereği farklı uyarıcıları   daha rahat anlayıp hafızalarına kaydedebilirler. Derslerde bu yöntemin başarılı olabilmesi için farklı anlatım ve öğretim metotları kullanmalıyız. Örneğin sadece anlatılarak yada sadece yazdırılarak işlenen bir ders en alt düzeyde verim sağlar fakat bunları diğer öğrenme sitilleri ile birleştirerek gerçekleştirirsek alacağımız verim daha da artacaktır. Dikkat edersek  çevremizde farklılık yaratan nesne ve demeçleri,konuşmaları uzun zaman geçmesine rağmen unutamıyoruz. Derslerde de işlenen temaları onların ilgisini çekecek şekilde uygularsak unutulmasını engelleyip hatırlanmasını kolaylaştıracağız.
5. Katılımı artırmalıyız: 
      Öğrencilerle aramızda egzersiz,tartışma ve sorular yoluyla bağlar kurmalıyız. Bu yöntemler dağılan dikkatleri toplamak için ideal yöntemlerdir. Öğrencilerin derse katılımını sağlamak ve onlara söz hakkı vermek ileri ki hatırlamalar için gerekli ve önemlidir.
6. Soru cevap yöntemini kullanmalı ve göz kontağı kurmalıyız:
     Dinlenildiğini yada değerli olduğunu hisseden öğrenci derse daha aktif katılır. Özellikle derse katılmayan öğrencilerinizde bu yöntemi kullanabiliriz. Bu yöntemin bir yararı da derse katılmayan öğrencilerin her an soru gelebileceği düşüncesiyle daha dikkatli olmasını sağlamasıdır. Bunun yanında sürekli öğrencilerle göz kontağı kurup uyanık kalmalarını sağlamalıyız.
7. Güçlü bir bitiriş yapmalıyız:
       Hatırlama düzeyi her dersin başında olduğu gibi sonunda da
diğer dakikalara oranla yükselir. Bizlerde bu avantajı en iyi şekilde kullanmak
için; anlattıklarımızın temel mesajlarını ve ana hatlarını tekrar vurgulamalıyız. Ayrıca
dersi, öğrencilerin algılama ve motivasyonlarının sıfıra düştüğü teneffüs zamanına
taşırmamaya dikkat etmeliyiz.
Bizi seven öğrenci dolayısıyla dersimizi sevecek ve sevdiği derste de başarılı olmak için elinden geleni yapacaktır. Bize kalan sadece uygun davranış biçimiyle dersimizi merak uyandıran ve beklenen bir hale getirmektir. Bunun yanında da en önemlisi öğrenciyi başarılı olacağına inandırmak ve sürekli motive etmektir. Ardından da sıra kendimizle gurur   duymaya gelecek tabi ki.
 
 Psikolojik Danışma Ve Rehberlik Servisi
Onur TORUN
 
 

P
D
R
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

http://KENDİ

Free Website Counters
Free Website Counters